Kürt, Sosyalist ve Alevilerin Siyasetteki Etkileri
inanç ve duygusallıktan uzak, bilimsel ilkeler çerçevesinde objektif ifade edilmelidir. Objektiflikten uzak ideolojik, duygusal ifadeler, çözüm yerine hep karmaşalar yaratmıştır.
inanç ve duygusallıktan uzak, bilimsel ilkeler çerçevesinde objektif ifade edilmelidir. Objektiflikten uzak ideolojik, duygusal ifadeler, çözüm yerine hep karmaşalar yaratmıştır.
Varto’da geçmişten gelen geleneksel bir direnç damarı vardır. Bu damar defalarca kırıma maruz kalsa da asla yok edilmedi. Bugün uluslararası sermaye ve yerli iş birlikçileri; Varto’nun toprağına, suyuna göz dikmiştir. Doğanın yıkımına, köylülerin sürülmesine neden olan bu yağma projesine karşı çoban ateşini yakan, görkemli uyanışı sağlayan Çayan’dı.
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis tereyağlı(!) yemekler pişiririz, zorla yediririz. Üstüne de sunarız ekşimiş ayran, kurtlu kiraz. Çalar teneke orkestra, söyler kurbağa solist; deriz buna caz!
objektif şekilde anlamak ve anlatabilmek için, her şeyden önce tek tanrılı dinlerin icat ediliş tarihine bakmak gerekir. Bu dinlerin yaşadıkları tarihsel olaylar bağımsız, eksiksiz analiz edilmeden, kimin haklı kimin haksız olduğunun anlaşılması mümkün değil. İşin en garip yönü; Sünni Müslüman devletlerin büyük çoğunluğu, Yahudilere karşı tarihten gelen din düşmanlıklarına rağmen, İsrail ve Amerika’nın yanında yer almaları, İslam’ı ve Müslümanları sorgulatmaya yeten en önemli konudur.
"ellerini götürdün sokağa
yalnız ellerin vardı
karnın açtı, üstün açıktı
ekmeğin suyun harcın
hiçbir şeyin yoktu
bit koku sarmıştı seni
tasın da bakracını yarmıştı
yalnız ellerin vardı
yalnız ellerin…
şurada evler var kiralık
boş evlerdir onlar ötede
dumanı tüten halis evlerdir
yalnız memura çalışan
fakire küsen boş evlerdir onlar
içinde bir keder bir yaslık
o evlerdir insan tanımazlık
bak geçiyor fakirlik treni
koskocaman Anadolu’nun iç çeperinden
başladı hayat
ölüme dek
ayrılıkta, iklimde gezen
eller gibi yalın ayak
kader yüzü gerilmiş
efsunkar seslerle irkilmiş
işte sınavıdır hayatın girişi
girdabında sönen mumun yiyişi
mahşerin nice hasretiydi bekleyiş
tırpanları bileyen güneşler gibiydi
bembeyaz içimize dolan aylar gibiydi
sevgimizi yükselten saylar gibiydi
yalnızlıktan geçip giden taylar gibiydi
yollara umuda ahenk veren tarlar gibiydi
şimdi ansızın serinlik vururken
sen ki hep tebessüm takansın
Orhan Veli süslenme meraklısı, toplumsal olaylarla ilgilenmeyen kadınlardan birini şöyle anlatır:
“Ne atom bombası ne Londra konferansı
Bir elinde cımbız bir elinde ayna
Umurunda mı dünya!”
Cahit Sıtkı Tarancı da Otuz Beş Yaş Şiiri’nde aynalara kızar:
“Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar” diye sorar.
Barış Manço’nun bir şarkısının adı “Aynalı Kemer” dir.
Aynanın yere düşmesi, kırılması uğursuzluk sayılır. Bir türküde aynanın yere düşmesi bakın nasıl ele alınıyor:
Romanın merkezinde yer alan Zülfinaz ile Seyad arasındaki aşk, klasik bir kavuşamama hikâyesi olmanın ötesinde, bir coğrafyanın tarihsel yazgısıyla iç içe geçen sembolik bir anlatıya evrilir. Bu aşk, yalnızca iki insanın duygusal serüvenini değil, aynı zamanda bastırılmış hatıraların, ertelenmiş duyguların ve dile getirilememiş acıların taşıyıcısıdır. Yazar, okuru edilgen bir izleyici konumunda bırakmaz; aksine onu, geçmişle yüzleşmeye çağrılan bir tanık hâline getirir. Böylece roman, yalnızca anlatılanı değil, aynı zamanda susulanı da duyulur kılan bir anlatı düzlemi kurar.
Kanımca isyancı dizeler, yaşamın ne olduğuna itiraz etmenin yanında, nasıl olması gerektiğinin yanıtıdır.
Onlar, sadece bir ayna değil, toplumsal gelişimi, dönüşümü, gerileyişi, ilerleyişi, aksaklıkları mücadeleye yansıtmaktır.
Yaşananları ve olması gerekeni, toplumsal gerçekliğinden soyutlamadan gündemimize taşırlar. Ki bunun içinde doğurma, çoğaltma, yaratma yani isyan eylemidir.
Beklenmedik bir anda karşılaştık… Uzun zamandır görememiştik oysa. İltica ettiğini duymuştuk; nerede olduğunu bilmiyorduk. Mulhouse’da ACOTF (Fransa Türkiyeli İşçiler Kültür Derneği) etkinliğinde çıkıverdi karşımıza. Gülüşünden, insanı sımsıkı kucaklamasından bir şey yitirmemiş.