Anılar

Şirinyer Parkı/ Mehmet Güzelay

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 

Nihayet beklediğimiz gün gelip çatmıştı. Ben, Heci, Elbeyi, Kenan, Davut… İşçievleri’nden aşağıya doğru güle eğlene yürümeye başladık. Yolda bizi görüp de aramıza katılanlar  olmuştu.

İşçievleri yol bitiminde sağa dönüp Menderes Caddesi üzerinde yürümeye başladık. Benzinliğin oradan yolun karşısına geçtik, oradan da parka.  Kaydırak tüm muhteşemliğiyle karşımızda duruyordu. O kadar devasa bir kaydıraktı ki, gördüğümüze inanamadık.  Upuzun bir merdiveni vardı, yüksekliği ise en az on metreydi. Korkuyor, merdivenlere çıkmaya çekiniyorduk.

Sönmeyen Bir Yıldız[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
Friedrich Hegel’in, “Dünyadaki büyük işlerin hiçbiri tutku olmadan gerçekleşmemiştir,” sözlerini doğrularcasına; Bertolt Brecht’in, “İnsan, ancak onu düşünen hiç kimse kalmadığı zaman gerçekten ölür,” vurgusundaki sönmeyen/ ölümsüz yıldız(lardan)dı Yıldız Kenter…
Onun hakkında yazmış olsam da,[2] Onu bir (ya da binlerce!) kez daha anımsamamak mümkün mü?
Evet; “Tut elimden yaşam, tut, bırakma bırakma,” diyen “Yıldız”da hep aşk vardı.[3]

Cezaevlerinde Geçen Bir Ömür: Altındiş Sabri

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Akdeniz’in ağustos sıcağında dutların serin dallarına iltica eden cırcır böceklerinin ateşli korusunu dinlerken buldum onu. Dört bir yanında yükselen modern yapıların ortasında küçücük, mütevazı köy evi gibi kalan evinin avlusunda gözlerini öylesine boşluğa dikmişti.
 

Gençlik(im)Den Kalan(lar) Fikret ile Timur[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
Bir süre önce bizi bırakıp giden Timur Selçuk ile ondan önce aramızdan ayrılan Fikret Kızılok, gençlik(im)den kalanlardı.
Şükrü Erbaş’ın, “Bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz/ Biçim veremediğimiz şeylerin/ Biçimini alıyoruz,” dizeleriyle betimlediği günlerden geçerken; André Breton’un, “Olmuş olanın hiç önemi yoktur, göz kamaştırıcı olan bekleyiştir,” uyarısını “es” geçmeden; Leonard Cohen’in, “Çatlaklar kutsaldır, çünkü ışığı içeri sızdırır,” betimlemesiyle müsemma gençlik(im)in ışık sızdıran çatlaklarını yitirmenin hüznünü yaşadığımı inkâr edemem…
* * * * *

Babamın Kaputu

Hümeyra Gün kullanıcısının resmi

Eşi de gidince evin sessizliği çekilmez olmuştu. Zaten oldum olası kendi halinde yaşayıp gidiyordu. Yoktu öyle çok eşi dostu... Ki olanlar da birer birer eksilmişti...
“Yaprak dökümü mevsimindeyiz, kaç günlük misafirliğimiz kaldı belli değil.” diyordu içlenerek.
Bazen zamanın hızına aklı ermiyordu. Daha dün gibiydi babasının durmadan çalışması, anasının evi kıt kanaat idare etmeye çalışması ve çocukluğu...

İki Demet Karanfil ve Kadınlarımız

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Bugün gözlerim hep onları aradı ama yoktular. Küskün mü gönülleri bilmem ki? Küsmüş yüce gönülleri. Çünkü en çok onlar üzerinde konuşuldu pandemi döneminde. Oysa ne sebep ne de sonuçtular onlar. Bugün hastaneden çıktım. Hemen önünde çiçekçiler sıra sıra dizilmişti. Hızlıca geçtim önlerinde metroya yetişmek için. Aslında pek acelem yoktu. Yine de hızlı hızlı yürüdüm alışkanlık işte.

Hava soğuk ama güneşliydi. Açık hava iyi geldi. Köprüden karşı tara istikametine doğru yürüdüm. Köprü bitiminde yine çiçekçiler ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü...

İnadına Yaşamak

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Daracık, tarihi Birgi sokaklarında gezerken rastladım Nazire neneye.
Önündeki çalı çırpı yığınından aldığı incecik dalları büyük bir gayretle kesmeye çalışıyordu.
Kestiği dallardan oluşan yığından anlaşılacağı üzere sabahtan beri aynı işle meşgul olduğu ortadaydı.
Yaşından umulmayacak canlılıkla indiriyordu elindeki tarhayı dallı budaklı dut dallarına.
Belki bir kuşun ayak izine belki bir yağmur damlasının parıltısına dokunuyordu keskin çeliğin ışıltısı.
Bir süre karşısında durup öylece baktım, bir anıt gibi duran karşımdaki canlı tarihe.

Mektup Benden Selâm Söyle

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi
Bu nasıl sadakat
Bu nasıl inanış
Bu nasıl kabulleniş
Bilemedim
Çimen yeşili gözlü Teyze'yi hatırlarım ara sıra

Bu nasıl sevgi
Bu nasıl sadakat
Bu nasıl inanış
Bu nasıl kabulleniş
Bilemedim
Çimen yeşili gözlü Teyze'yi hatırlarım ara sıra....

Üniversite sınavına girebilmek için, 1983 Yılında Maraş'tan, İzmir'e gitmiştim. Çünkü İzmir Balçova’da ablam oturuyordu . Amacım ablamla hasret gidermek biraz da gezmekti.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Anılar beslemesine abone olun.