Anılar

ŞAİRE VEDA

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Emirali, Ankara Eğitim Enstitüsü ve Paris 8 Üniversitesi Modern Yazın Bölümü’nü okudu.
1980 askeri darbesi ülkeyi karanlığa sürüklediği günlerde Emirali de siyasi nedenlerle tutuklandı.
Darbe yıllarında hak, hukukun olmadığı mimli bir cezaevi olarak bilinen, anılan Mamak’ta hapis yattı.
Cezaevinde yazmak gelenek midir?
Yazgı mıdır?
Tarihsel olarak bakıldığında, içeride yazarak sanata, edebiyata, müziğe katılan birçok değeri anlatmak mümkündür.

Kimsesiz Bir Devrimci

veysel otunç kullanıcısının resmi

Bir devrimci kimsesiz olabilir mi?
A. Kadir Konuk gibi devrimciler; ömrünü devrime, devrimci mücadeleye adamış insanlar, mülkiyete, paraya, hileye, çıkara, köşe dönmeye sırtını dönmüş kahramanlar kimsesiz kalabilirler.  Kaldılar, kalırlar.
Kadir, öğretmenken siyasi mücadeleye katıldı. Öğretmenliği bıraktı.
Öğretmen olarak sade bir yaşam sürdürseydi, eşiyle, çocuklarıyla başına bir iş gelmeden geçinip gidecekti. O, sakin, korunaklı hayatın dışına çıktı, kavgayı benimsedi. Yeni bir dünya hayaliyle sıkı bir devrimci oldu.
***

Her Ömür Bir Vedadır

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Öyledir.
Her canlının yaşamı bir gün ölümle sonuçlanır.
İnsan; ölümü, ölüm korkusunu, bilerek, görerek yaşar. 
Ölüme, ölümlere alışır mı insan? 
Gidenin ölümüne alışmaz…
Alışmak değil çaresizliktir yaşanan. 
İnsan çaresizliğinden ağlar ölenin ardından. 
Her ölüm sarsar geride kalanı. Geride kalan unutur mu gideni?
Yıllar geçse de unutmaz, unutamaz; bir sızı kemirir insanı.
 
Her Ömür Bir Vedadır
Öyledir.
Her canlının yaşamı bir gün ölümle sonuçlanır.

BEN İLKOKULDAYKEN...

Önder TAŞTAN kullanıcısının resmi

 
Aklıma ne geldi biliyor musunuz?
 
Benim dönemimde (1970'lerin sonu, 80'lerin başı) ilkokul okumuş olanlar bilir; İlkokula başladığımız ilk zamanlarda alfabeden önce bize düz çizgi, yan çizgi gibi çizgiler çizdirirlerdi. Ondan sonra alfabeye ve kelimelere geçerdik. Daha sonra da cümle kurmayı öğrenirdik.
 
Daha sonra Mecaz-i Mürsel Sanatını, empatiyi, sempatiyi, etik ve diyalektiği...
 
Yıllardır yazıyorum, çiziyorum, sizlerin yazdıklarınızı, sorularınızı okuyorum.
 

GERİYE DÖNÜŞ (5)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Beni, ‘Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi’nin doğal öncüsü Ahmet Güden aradı. CAN TV’deki “Hase Ma” adlı programına bugün öğleden sonra saat ikide katılacaktım. Günleri şaşırdığım için hazırlık yapmamıştım. Zoom üzerinde doğal olarak ilk birkaç dakikasında heyecanlandım. Sonrasında sorduğu sorulara içtenlikle cevap verdim. Bölge insansızlaşmıştı. Kalanların bir kısmı üretimden kopmuştu. 

GERİYE DÖNÜŞ (4)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

 

Nadir, durumumdan ötürü, işini gücünü bırakıp bir haftalığına benimle gelmişti. Halbuki başını kaşıyacak zamanı yoktu. Almanya’ya dönmeden önce Çiftlik köyüne ve yaylalara gidecektik. Bir gün öncesinde ise Gözpınar Restoranında içmiştik. Gece saat birde eve dönerken, “Aha dayımın ışıklarını gördüm. Oraya gidelim,” diyecekti. Tüm ısrarlarıma rağmen, gitmek zorunda kalacaktık. Demiştim size, “Nadir tam bir çılgındır,” diye. E benim de ondan kalır yanım yok.

GERİYE DÖNÜŞ (3)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

    Sabah taziye için Yeni Mahalle Cemevi’ne gittiğimde, çocukluk arkadaşım Ahmet Tut’u gördüm. Birlikte Derviş amcamın masasına oturduk. Ahmet içindeki güzel çocuğa hiç dokunmamıştı; öylesine masum ve öylesine insan sevgisiyle doluydu ki, hayran kaldım.

  Musa Taş’ı görmek güzeldi. Ağaçlandırma Kampanyası’nın ve Aşağı Içme’deki projeyi konuşmak için Gözpınar Restorana gidecektik. Tabii yanımızda Bektaş Kısa da olacaktı. Bektaş bölgemizin en duyarlı, üretimde bulunan ve doğa aşığı bir insan. Üretimini de bilimsel bir çerçevede yapmaya çalışıyor.

GERİYE DÖNÜŞ (2)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Neredeyse otuz iki yıldır, doğru dürüst memleketime gidememiştim. Pasaportumun süresi uzatılmamış, kimliğim ise kalu beladan kalmaydı. Ülke özlemim koca bir dağ ağırlığına dönüşmüş ve ben altında ezildikçe eziliyordum. Sonunda aşkımın kollarına koşmuştum…
  Yaşadığım onca badireden sonra nihayet köyümdeydim.

GERİYE DÖNÜŞ (1)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Bu satırları yazmaya 14 Temmuz’da başladım. Çünkü cennete düşmüştüm adeta. Bir rüya olmalıydı yaşadıklarım. Ve bu rüyadan uyanmak istemiyordum.

Diyebilirsiniz, o dağların taşların özlenecek neyi var?

Bilmiyorum! Ben özlüyorum işte…

“Dönseydin seni tutan mı vardı?” diyeceksiniz. Haklısınız. Fakat bazı şeyler istediğiniz gibi yürümez. Daha da ekleyeyim, korona virüsün gazabına uğradım…

Fırça Çiçeği

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Ağaçlar çiçeğe durmuştu çünkü.
 
Parkta bir ağaç dikkatimi çekti. Çiçekleri fırça gibiydi… Çok ilginçti, gittim dokundum. ‘Gerçekten fırça gibi adını şeklinden almış olmalı,’ diye düşünürken, “Onun adı fırça çiçeği,” diye seslendi bir kadın.  Arkamı dönüp bankta oturan kadına gülümsedim.
 "İnsanı fırçalayacak gibi duruyor." dedim.
 “Evet, öyle.”
İşte içimde tuttuğum bu ses büyüdü büyüdü yuvarlanarak geldi dört beş yaşındaki yeğenim Zeynep'in sesine dokundu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Anılar beslemesine abone olun.