Anılar

İlhan Erdost Anısına- 7 Kasım 1980 Cuma

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

12 Eylül’den ben de payımı almış, tutuklanmış ve Mamak Askeri Cezaevine konulmuştum.  7 Kasım’dı.  Farklı bir gündü, nedenini soracak olursanız bilemiyorum… Ama içimde tarifsiz bir sıkıntı vardı. İşim ve okulum hakkında bilgi alamıyordum. Üstelik iki aydır benim sorumluluğumda büyümekte olan yetim kalan kardeşlerim bensiz neler yapıyorlardı, bilemiyordum. Dünyadan bihaberdim kısacası.

Kafamda onlarca yanıt arayan soruların olduğu günün akşamı olmak üzereydi.  Koğuşta çamaşır yıkayan, söküklerini diken birkaç arkadaşın dışında tüm tutuklular bahçede zoraki askeri eğitim yapıyordu.

Uçan Turizm'in Şoförü

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Fırsat buldukça birlikte kahvaltı ediyoruz. Kahvaltı sözcüğü aklınıza çok çeşit getirmesin. Köyden getirdiğimiz çökelek (ekşimik), biraz yağ, alabilmişsek zeytin... Bilenler bilir, gül reçeli vardı eskiden; tenekeyle satılırdı. Beş kiloluk gül reçeli alıyoruz paramız olduğu zaman. Somun ekmeğe katık niyetine... Bizim köylü bir abi var, köyden gelince çarşıya değil Batı Varto'ya geliyor. Soluğu bizde alıyor, ona çay koyuyoruz, yemek sinimize gül reçeli ve somun ekmek koyuyoruz. Abi bir yumuluyor, reçeli yarıladı, yarılayacak...

Öyle İçimdesin ki...

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor ne de sözlüklerde karşılığı var.
 
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız, kelimeler kifayetsiz.
 
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk çöreklenir kalır mı günlerce?
 

ŞAİRE VEDA

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Emirali, Ankara Eğitim Enstitüsü ve Paris 8 Üniversitesi Modern Yazın Bölümü’nü okudu.
1980 askeri darbesi ülkeyi karanlığa sürüklediği günlerde Emirali de siyasi nedenlerle tutuklandı.
Darbe yıllarında hak, hukukun olmadığı mimli bir cezaevi olarak bilinen, anılan Mamak’ta hapis yattı.
Cezaevinde yazmak gelenek midir?
Yazgı mıdır?
Tarihsel olarak bakıldığında, içeride yazarak sanata, edebiyata, müziğe katılan birçok değeri anlatmak mümkündür.

Kimsesiz Bir Devrimci

veysel otunç kullanıcısının resmi

Bir devrimci kimsesiz olabilir mi?
A. Kadir Konuk gibi devrimciler; ömrünü devrime, devrimci mücadeleye adamış insanlar, mülkiyete, paraya, hileye, çıkara, köşe dönmeye sırtını dönmüş kahramanlar kimsesiz kalabilirler.  Kaldılar, kalırlar.
Kadir, öğretmenken siyasi mücadeleye katıldı. Öğretmenliği bıraktı.
Öğretmen olarak sade bir yaşam sürdürseydi, eşiyle, çocuklarıyla başına bir iş gelmeden geçinip gidecekti. O, sakin, korunaklı hayatın dışına çıktı, kavgayı benimsedi. Yeni bir dünya hayaliyle sıkı bir devrimci oldu.
***

Her Ömür Bir Vedadır

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Öyledir.
Her canlının yaşamı bir gün ölümle sonuçlanır.
İnsan; ölümü, ölüm korkusunu, bilerek, görerek yaşar. 
Ölüme, ölümlere alışır mı insan? 
Gidenin ölümüne alışmaz…
Alışmak değil çaresizliktir yaşanan. 
İnsan çaresizliğinden ağlar ölenin ardından. 
Her ölüm sarsar geride kalanı. Geride kalan unutur mu gideni?
Yıllar geçse de unutmaz, unutamaz; bir sızı kemirir insanı.
 
Her Ömür Bir Vedadır
Öyledir.
Her canlının yaşamı bir gün ölümle sonuçlanır.

BEN İLKOKULDAYKEN...

Önder TAŞTAN kullanıcısının resmi

 
Aklıma ne geldi biliyor musunuz?
 
Benim dönemimde (1970'lerin sonu, 80'lerin başı) ilkokul okumuş olanlar bilir; İlkokula başladığımız ilk zamanlarda alfabeden önce bize düz çizgi, yan çizgi gibi çizgiler çizdirirlerdi. Ondan sonra alfabeye ve kelimelere geçerdik. Daha sonra da cümle kurmayı öğrenirdik.
 
Daha sonra Mecaz-i Mürsel Sanatını, empatiyi, sempatiyi, etik ve diyalektiği...
 
Yıllardır yazıyorum, çiziyorum, sizlerin yazdıklarınızı, sorularınızı okuyorum.
 

GERİYE DÖNÜŞ (5)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Beni, ‘Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi’nin doğal öncüsü Ahmet Güden aradı. CAN TV’deki “Hase Ma” adlı programına bugün öğleden sonra saat ikide katılacaktım. Günleri şaşırdığım için hazırlık yapmamıştım. Zoom üzerinde doğal olarak ilk birkaç dakikasında heyecanlandım. Sonrasında sorduğu sorulara içtenlikle cevap verdim. Bölge insansızlaşmıştı. Kalanların bir kısmı üretimden kopmuştu. 

GERİYE DÖNÜŞ (4)

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

 

Nadir, durumumdan ötürü, işini gücünü bırakıp bir haftalığına benimle gelmişti. Halbuki başını kaşıyacak zamanı yoktu. Almanya’ya dönmeden önce Çiftlik köyüne ve yaylalara gidecektik. Bir gün öncesinde ise Gözpınar Restoranında içmiştik. Gece saat birde eve dönerken, “Aha dayımın ışıklarını gördüm. Oraya gidelim,” diyecekti. Tüm ısrarlarıma rağmen, gitmek zorunda kalacaktık. Demiştim size, “Nadir tam bir çılgındır,” diye. E benim de ondan kalır yanım yok.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
Anılar beslemesine abone olun.