Anılar

Gidenler ya da Kaybettiklerimiz[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

rüzgârın peşine takılan bir nefes gibiydik.”[1]
 
Onat Kutlar’ın, “Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin, unutmamak için. Çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz,” uyarısına değer veren biri olarak; gidenlerin, kaybettiklerimizin ardından unutmamak için yazmanın önemli olduğundan kuşku duymam.
Çünkü “Yazmak, geleceği görmek” ise, eğer Paul Valéry’nin işaret ettiği gibi; bugündeki geleceğin kayıt altına alınmasıdır.

Tarihten Düşmeyen Sayfalar Sol Hafıza

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

14 Nisan 1987’deki büyük öğrenci yürüyüşü 80 sonrası askeri darbenin yıkıntıları üzerinden yeniden doğuşun habercisiydi.

Eylem herhangi bir siyasi gruba mal edilemeyecek genişlikte bir örgütlenme modelinin sonucuydu aynı zamanda.

Katılımın yoğunluğu düşünüldüğünde eylemi örgütlenmek için harcanan çaba da kolektif iradenin değeri de daha iyi anlaşılabilir.

Öğrenci dernekleri toplantısında Aksaray’dan başlayacak olan yürüyüşün kaldırımdan mı yoksa yolun kapatılarak mı başlayacağı yoğun tartışma konusu olmuştu.

Değerli Yazar Üstadım Yaşar KEMAL Abimizi Saygıyla Anıyorum.

Ozan ŞİAR Ağdaşan kullanıcısının resmi

Halkımızdan yüzbinlerce imzaları ve Uluslararası Pen ile beraber öncülük eden aydınlarımızdandı. Edebiyat kervanında üleştiğimiz aydınlanmacı anılarımıza sevgi, saygılarımla... Aramızdan bedenen ayrılışı 28 Şubat-(2015 Yayından: Yaşar Kemal, Aşık Şah Turna Ozan Şiar Ağdaşan Uluslararası Konferans Basın Yayından #Şahturna #yaşarkemal #Ozanşiar #halkozanı #yazar #aydın #edebiyat #türkü #turna #halkedebiyatı #barış #halksanatçısı #özgürlük

Şirinyer Parkı/ Mehmet Güzelay

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 

Nihayet beklediğimiz gün gelip çatmıştı. Ben, Heci, Elbeyi, Kenan, Davut… İşçievleri’nden aşağıya doğru güle eğlene yürümeye başladık. Yolda bizi görüp de aramıza katılanlar  olmuştu.

İşçievleri yol bitiminde sağa dönüp Menderes Caddesi üzerinde yürümeye başladık. Benzinliğin oradan yolun karşısına geçtik, oradan da parka.  Kaydırak tüm muhteşemliğiyle karşımızda duruyordu. O kadar devasa bir kaydıraktı ki, gördüğümüze inanamadık.  Upuzun bir merdiveni vardı, yüksekliği ise en az on metreydi. Korkuyor, merdivenlere çıkmaya çekiniyorduk.

Sönmeyen Bir Yıldız[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
Friedrich Hegel’in, “Dünyadaki büyük işlerin hiçbiri tutku olmadan gerçekleşmemiştir,” sözlerini doğrularcasına; Bertolt Brecht’in, “İnsan, ancak onu düşünen hiç kimse kalmadığı zaman gerçekten ölür,” vurgusundaki sönmeyen/ ölümsüz yıldız(lardan)dı Yıldız Kenter…
Onun hakkında yazmış olsam da,[2] Onu bir (ya da binlerce!) kez daha anımsamamak mümkün mü?
Evet; “Tut elimden yaşam, tut, bırakma bırakma,” diyen “Yıldız”da hep aşk vardı.[3]

Cezaevlerinde Geçen Bir Ömür: Altındiş Sabri

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Akdeniz’in ağustos sıcağında dutların serin dallarına iltica eden cırcır böceklerinin ateşli korusunu dinlerken buldum onu. Dört bir yanında yükselen modern yapıların ortasında küçücük, mütevazı köy evi gibi kalan evinin avlusunda gözlerini öylesine boşluğa dikmişti.
 

Gençlik(im)Den Kalan(lar) Fikret ile Timur[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
Bir süre önce bizi bırakıp giden Timur Selçuk ile ondan önce aramızdan ayrılan Fikret Kızılok, gençlik(im)den kalanlardı.
Şükrü Erbaş’ın, “Bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz/ Biçim veremediğimiz şeylerin/ Biçimini alıyoruz,” dizeleriyle betimlediği günlerden geçerken; André Breton’un, “Olmuş olanın hiç önemi yoktur, göz kamaştırıcı olan bekleyiştir,” uyarısını “es” geçmeden; Leonard Cohen’in, “Çatlaklar kutsaldır, çünkü ışığı içeri sızdırır,” betimlemesiyle müsemma gençlik(im)in ışık sızdıran çatlaklarını yitirmenin hüznünü yaşadığımı inkâr edemem…
* * * * *

Babamın Kaputu

Hümeyra Gün kullanıcısının resmi

Eşi de gidince evin sessizliği çekilmez olmuştu. Zaten oldum olası kendi halinde yaşayıp gidiyordu. Yoktu öyle çok eşi dostu... Ki olanlar da birer birer eksilmişti...
“Yaprak dökümü mevsimindeyiz, kaç günlük misafirliğimiz kaldı belli değil.” diyordu içlenerek.
Bazen zamanın hızına aklı ermiyordu. Daha dün gibiydi babasının durmadan çalışması, anasının evi kıt kanaat idare etmeye çalışması ve çocukluğu...

İki Demet Karanfil ve Kadınlarımız

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Bugün gözlerim hep onları aradı ama yoktular. Küskün mü gönülleri bilmem ki? Küsmüş yüce gönülleri. Çünkü en çok onlar üzerinde konuşuldu pandemi döneminde. Oysa ne sebep ne de sonuçtular onlar. Bugün hastaneden çıktım. Hemen önünde çiçekçiler sıra sıra dizilmişti. Hızlıca geçtim önlerinde metroya yetişmek için. Aslında pek acelem yoktu. Yine de hızlı hızlı yürüdüm alışkanlık işte.

Hava soğuk ama güneşliydi. Açık hava iyi geldi. Köprüden karşı tara istikametine doğru yürüdüm. Köprü bitiminde yine çiçekçiler ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü...

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
Anılar beslemesine abone olun.