Konuk Yazarlar

Pazarcıklı Ali Dayım

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Hayat emekçisi
 Yaşanmış acıların şahidi
Dünün ve bugünün vefa dolu insanı Ali dayım.
Gülüşlerinde sakladığı gözyaşlarını yüreğine akıtan Ali dayım
 Binlerce kurşun sıkılmış tarihine
Kerbela torunuydu.
 Zulmün karanlığında hayata tutunmuş
 İnsanlığa dargın
gözlerinde kanlı bir tarihin yas tutmuş bakışları
Parmaklarında kahır dolu bir sigara
savrulan dumanında yakılmış mazisinin soğumamış külleri…
 Ali dayım!
 Gülen gözlerinde gizlice ağlayan gözbebekleri
 çocukken ağlatılmış mutluluklarının hıçkırıkları

Kurşun Yarası/Gülçin Yağmur Akbulut

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Murat gittiğinde an ağır kurşunla vurulduğunu zanneden Hülya, her gece korkuların eşiğinde Fatih’i beklerken yanıldığını anlıyordu. Dağlar üzerine devriliyor; güneş, her sabah kapkara doğuyordu penceresine. Murat’tan sonra Fatih de ellerinden hızlıca kayıp gidiyordu. Hülya’nın susuz bir denizdeki çırpınışlarını hiçbir balıkçı teknesi de görmüyordu.

Akıllı Feragatler/ Rıdvan Yıldız

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

İnsan köhneleşmiş salonlarda yerleşik
Sular sıkışmış
Kemikler toprağa döşeli zincir
 
Kapıları açan kapılar da var
Dar insanlar için seyirlik
 
Maskesiz insan yok akıllı feragatler yüzlerde
Her yenilgi onarıyor insanı biraz
Bıçak hissizleşiyor şimdi kızıllığında güneşin
 
Uçurtmaların ağzından kan istedi toprak
Korkak şehirlerde reddedilen ciddiyet
Ve sesim yaşımdan uzaklaşıyor
Gidemez miyim ben de
Hiç uğranılmadık yerlere
 
Kirli siyaset temiz çocuklar ölü taklidi yapan halk

Zehir Sofrası – Gülçin Yağmur Akbulut

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Dağı, taşı hatta bütün evreni inleten bu sesi nasıl oluyor da insanlık duymuyordu. Açlık uyuyunca geçmiyordu. İliklerine kadar işleyen soğuk hava uyuyunca ılımıyordu. Arif Bey, önce beş yaşındaki kızı Yasemin’in sonra yedi yaşındaki oğlu İbrahim’in soğuktan ve açlıktan kemikleşmiş bedenini uzun uzun izledikten sonra yavaşça sokak kapısını açıp dışarıya çıktı. Çaresizlik bir babayı bu kadar mı çaresiz, bu kadar mı dermansız bırakırdı?

Mavi ve ‘’Bizim Kadınlar’’ Bekir Sıtkı Keçeci

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Orta şekerli kahvesini yudumlarken, akıllı telefonunun not defteri uygulamasını açtı ve kafasından geçen dizeleri yazmaya başladı.
*
‘’Kapınıza gök maviler/ Sarışın günler/ Bırakmak isterdim /Lakin vakit kış/Hava tenha/ Hayat pusuda /Ve ben dişil bir acının/ Rahminde / Sancılı bir tohumum…’’
*

Düşsellik

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Onca yoksunluğa ve acılara karşın kin gütmeyi de bilmiyorlardı.
Önce ses vardı, sonra renkler ve sonsuz evren. Bir sır gibi duran tarihin içinden topluyorum Mezra Botan acılarımı. “İkra!” demedi bize Cebrail. Biz Tanrı’nın üvey evlatları, masallarımız korku, ezgilerimiz ağıt olmaktan çıkmazken binlerce yıldır anamızın diline tutunuyoruz.

Bir Balkan Esintisi Bayrampaşa

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Artık ne soğuk engeli tanırlar ne yağmur ne çamur. Kirlenmenin olmadığı zamanlardır. Ne çelme takmayı düşünürler başkalarına ne de kıskançlık gibi ilkel duygu yanaşabilir yanlarına. Yıl, 1977 ve palabıyıklarını bura bura, göğsünü gere gere Hamza Güler başkanlığında... Rakıyı bile bir başına içen; Kâmil Yalnız. Futbolun içinden gelip onun inceliklerini içselleştirmiş, mütevazi bir Horasanlı olan Mehdi Horasanlı.

Öyle saf ki güneş/ Cem İlan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

İçinden bir demet papatya çıkacak
Dağlar şimdi gelincik açmış
Kırmızı kırmızı kokacak.
Ben göçünü almışım bu dünyanın
Sepetimde mor sümbüller
Sepetimde,
Nisanda öten serçe yavruları.
Rengârenk şimdi Nif Dağı
Eteğinde oynar kuzular
Çağlalar yeşil olmuştur
Kirazlar yeni gelin entarisi.
Ben göçünü almışım bu devranın
Analar aş bekler
Babalar iş.
Bozkırı beklemez burda bahar
Biner bir cemrenin sırtına
Düşer havaya, karaya, suya.
Meşk eder yedi düvelle
Bahar bu ya,

Umudun Çocukları/Sabri Varan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kısa bir zaman sonra kendisinden bir elektronik posta aldım: Fotoğraflarla ilgili bir yazı beklediğini bildiriyordu. Yani “Umudun Çocukları”nı yazmamı istiyordu benden.
Erdal Çağlar ile ne yüz yüze ne de telefon ile bir görüşmemiz olmuştu. Kendisiyle değerli yazın emekçimiz Kemal Yalçın aracılığıyla sanal alemde tanışıyoruz yalnızca.
Tabii ki yazar olmadığım için ilk başta pek sıcak bakmadım bu öneriye... Sonra fotoğraflara yeniden bakınca, “Hadi al bakayım defteri kalemi eline Sabri!” dedim kendi kendime.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Konuk Yazarlar beslemesine abone olun.