Ticaretin Doğuşu, Kapitalizm, Sosyalizm ve Tüketici Analizi -4-

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi
Eğer insan akıl, mantık, bilim ve doğa kanunlarına göre hareket edip, doğadaki varlıkları gerçek ihtiyacına göre tüketse, istisnaların dışında hiçbir anormallik yaşanmayacak. Ve dünyamız bir beş milyar yıl daha bizi koruyup yaşatır.

 
Tüketimin Tükettiği İnsan :
Dünya üzerinde yaşayıp, kendi eliyle kendi sonunu getiren tek yaratık insandan başkası değil. Bunu o kadar kurnaz ve profesyonelce yapıyor ki, adını din, iman, vatan millet yaşam koyup, koskoca dünyayı çölleşmenin eşiğine getirmiş bulunmakta. Şayet bu hızla gidilirse ki, gideceğe benziyor, en fazla elli yıl içerisinde dünyanın kurtarılamayacağı net bir şekilde anlaşılıyor.
Tüketim; her insanın anladığı gibi yaşamak için ihtiyacı oranında bir şeyleri yemek, içmek ve kullanmak demektir. Fakat bu her gördüğün ve ağzının sulandığına canavarca saldırıp sınırsızca yemek, içmek ve kullanmak değildir. Doğada insanın dışında diğer tüm canlılar gereksinim duyduğu şeyi, ihtiyacı kadar yer ve içer. İhtiyacının dışındakine asla tenasül göstermez.
Diyalektik olarak insan doğanın bir parçası olduğuna göre, doğa insana nasıl bir sunum gösteriyorsa, insanda doğaya aynı itinayı göstermek zorundadır. Çünkü doğa tahrip olup öldüğünde, insanların inandığı büyük tanrısının doğayı ve insanlığı kurtarmadığını çölleşen bölgelerden biliyoruz.
Eğer insan akıl, mantık, bilim ve doğa kanunlarına göre hareket edip, doğadaki varlıkları gerçek ihtiyacına göre tüketse, istisnaların dışında hiçbir anormallik yaşanmayacak. Ve dünyamız bir beş milyar yıl daha bizi koruyup yaşatır.
Ancak son bilimsel analizlerde göstermektedir ki, dünya bizim iğrençliğimizi daha fazla kaldıramayıp, ya tümden yok edecek veya kısa aralıklarla sonumuzu getirecek. Peki o zaman bilinç, akıl, zeka ve düşünce gibi bir hazineye sahip insan, tüketimle bu noktaya nasıl geldi?
Kim ne şekilde düşünürse düşünsün, eğitimlisinden, eğitimsizine kadar insanların % 99'unun iç düşmanı olan süper ego yüzünden bu noktaya gelmiş bulunmaktayız.
Dikkat edilirse psikolojik açıdan hasta olanları ilgilendiren olayların dışında, dünya devletlerinin hiçbirisi normal insanların egoist duygu ve düşünceleriyle ilgili en ufak bir mevzu konuşulup tartışılmaz.
Bunun birden çok nedenleri olsa da en önemli nedeni, devleti veya toplulukları yöneten kişilerin, diğer insanlardan daha çok egoist duygulara esir olmalarıdır. Bunu mümkün olduğunca tartışma konusu yapmazlar, yaptırmazlar. Çünkü tartışılırsa herkesten önce kendileri o büyük hırslarına gem vurmak zorunda kalacaklarını biliyorlar.
Devleti yönetenlerle birlikte iş tutanlar, canavarlaşmış hırslarının üzerini kapatmak için vatan, din, millet, ulus demogojisine sarılıp, toplumunda sürü misali desteklemesiyle, süper ego canavarlığına meşruluk kazandırılmaktadır.
İfade edilen demogojilere bir de tanrının her şeyi yeniden tekrar var edeceği hikayesini ekleyip, insanların düşüncelerini saptırarak köreltirler. Böylece toprağın, güneşin, suyun gerçek gücü ve sınırlı olduğunun üzeri kapatılıp, ganimet mantığıyla tüketim yarışına girilmesi.
Tanrısal hikayelerle tüm varlıkların kendisine hak olduğunu, hiçbir sınır ve kural tanımadan tüketen insan, can yoldaşı kadına da ganimet mantığıyla baktığını unutmamak gerekir.
Kültürsüz kaba bilgiyle yaşayanlar, süper egosuna gem vurmaktan aciz zeka özürlü burjuvazi ve sürüleşmiş halk, dünyanın sonunu getirdiği halde doyum nedir bir türlü bilmemekte.
Örneğin herhangi bir insanın; devletin servetine denk gelecek zenginliğe sahip olması. Devletlerin kıtalara hükmetmek için çıkardıkları savaşlarla, doğayı insanlığı katlederek gerçekleştirmesi canavarca tüketim değilse nedir?
Zengin olsun olmasın, işine yaramayan veya gerçekte ihtiyacı olmamasına rağmen, lüks vb. araçlara sahip olmayı kariyer ve prestij olarak gören insan, insanlıktan tamamen uzak bir yaratık demektir.
Farklı ve çarpıcı bir örnekse, süper güç olan devletlerin elinde hazır tertemiz bir dünya varken, bunu itinalı kullanmak yerine başka gezegenlerde yaşam aranması, bilim değil tam bir kepazeliktir.
Doğaya her türlü kimyasal gaz salan araçları çoğaltarak teknolojiyi geliştirmenin bilimle, doğayla ve insanlıkla alakası olduğunu söylemek, geri zekalılıktan başka bir şey değil. Bunlar ifade edilirken teknoloji düşmanı olduğumuz anlaşılmamalı.
Tüm dünyanın bilimsel teknik icatlardan faydalanması için, dünya ülkeleri birleşip ortak bir istasyon neden kurmazlar? Herkesin bir diğerini alt edecek yarışa girilmesi, doğa katliamcılığı değil midir?
Benzer şekilde en az zararlı ucuz ve daha güvenli demir yolları gibi toplu taşımacılığı geliştirmek yerine, lüks araba vb. araçları çoğaltmak teknolojik gelişmişlik olamaz. Üstelik lüks malların reklamları yapılarak, maymunlar gibi insanların ağızlarını sulandırmaksa, ne modernliktir ne de çağdaşlık.
Sözde fakir halk kesimi, zenginlerin görgüsüzlük ve doyumsuzluk eseri olan gereksiz lüks eşya ve araçlara sahip olmak için çevirdikleri entrikaların hesabını vermeden, haklı olduklarını bundan sonra kimseye inandıramazlar.
Günümüzdeki devletlerden tutalım zengin, orta tabaka ve altındaki herkesin elinde veya evinde kullandığı birden fazla gereksiz lüks eşyalar, en büyük doğa düşmanlığıdır. Hâlâ bunların yeterli olmadığını düşünerek, daha fazlasını üretmek için arsızca tüketim mantığıyla hareket eden birey, devlet ve zenginler, dünyanın en büyük acımasız teröristi dirler.
Kişi önce kendisinin; insani ve doğanın gerçek kanunlarına göre nasıl bir tüketici olması gerektiğini bilip, egosunu terbiye etmek zorundadır. Aynı durumda devlet ve zengin kişilerde süper egolarını terbiye etmelidirler. Bu mantık toplumda ve tüm dünyada hakim kılınıp uygulanmadığı sürece, insanlığın sonu büyük bir hüsranla bitecek.
Kimse kimseyi suçlamasın, herkes yerine ve konumuna göre en büyük suçludur. Çünkü doğa, doğal tüketim düşüncesi ve insanlığın bitişi, hepimizdeki süper egoist tüketimle gerçekleşiyor. İrili ufaklı hepimiz canavarca tüketime esir bireyleriz. İşte tüketimin geldiği nokta ve kapitalizmi, kapitalist yapan mantık, tüm insanların canavarlaşmış tüketim duygusudur.
Mahatma Gandhi'nin şu öz deyişi insanın aşağılık karakterini çok güzel özetliyor. Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil.
 
KAYNAKLAR :
Charles Keit Maisels....Uygarlığın Doğuşu
Williama H. Mc. Neil.... Dünya Tarihi
Haluk Hacaloğlu...........Zerdüşt Ahuramazda
Said Nefisi....................Babek
Alaaddin Şenel............ İlkel Toplumdan Uygar Topluma
Georges Politzer...........Felsefenin Temel İlkeleri
M. İlin. E. Segal............ İnsan Nasıl İnsan Oldu
Pavel Dolukanov..........Eski Ortadoğuda Çevre ve Etik Yapı
Willem Reich.................Kişilik Çözümlemesi
Eric From......................İnsandaki Yıkıcılığın Kökeni
İsmet Arkın................... Politik Ekonomi
Doğan Cüceloğlu..........İnsanın Davranışı
SSCB Enstitüsü Bilimler Akademisi -------Politik Ekonomi
Abendroht.....................Avrupa İşçi Hareketleri
Sigmund Freud.............Gümlük Yaşamın Psikolojisi
Muazzez İlmiye Çığ .....Sümerli Lidungirra. Eugene Enriquez – Sürüden Devlete
G. Peffer.......................Marksizm Ahlak ve Toplumsal Adalet
Abdullah Öcalan..........Sosyalizmde Israr İnsan Olmakta Isrardır
Karl Marks...................Kapital

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...