DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI LIII - LIV

Görülmüştür kullanıcısının resmi
Görünmez Kentler’in en son paragrafında, Calvino, Polo’yu şöyle konuşturur: “…[C]ehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.” Cehennem’in ortasında cehennem olmayan alanlardan biri de edebiyattır! Cehennem ateşinde yanmamak ve inadına cenneti var kılan etkinliklerin başında geldiğini iddia etmek yanlış olmayacaktır. En azından başka dünyaların olduğunu, kötülüklerin yerle yeksan edilebileceğini pekiştirici etmendir edebiyat. Elbette mutlak doğru diye de algılanmamalı! Ayhan Kavak

DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LIII - LIV
 
Madde 521: Sartre, “Edebiyat Nedir?” eserinden:
              “… [K]urumlara, törelere, bazı baskı ve çatışma türlerine, o günün bilgeliğine ve çılgınlığına, kalıcı tutkularla geçici dikbaşlılıklara, sağduyunun boş inanlarıyla en son başarılarına, apaçık gerçeklerle bilgisizliklere, bilimlerin moda ettiği ve herkesin her alanda uyguladığı bazı özel akıl yürütme biçimlerine, umutlara, korkulara; duyarlığın, hayal gücünün ve hatta algılamanın alışkanlıklarına ve nihayet dışarıdan alınan töre ve değerlere, yazar ile okuyucunun ortak malı olan bütün bir dünyaya gizli araştırmalar vardır. Yazar, işte bu çok bilinen dünyayı canlandırır ve ona özgürlüğünü katar; okuyucu da işte bu dünyadan yola çıkarak kendi somut kurtuluşunu gerçekleştirmek zorundadır.”
 
Madde 522: D.H. Lawrence de mektuplarında eserlerin yazılışı hakkında şöyle der:
              “İnsan hastalıklarını kitaplara döker; duygularını, onlarla başa çıkmak için yineler ve tekrar ortaya serer.”
 
Madde 523: Bu hususta André Gide de boş durmaz: “Bir yazarı okumak benim için yalnızca onun söylediklerini anlamak değil, onunla birlikte basıp gitmek, yolculuk yapmaktır.”
 
Madde 524: Kanımca yazdıklarıyla yolculuk yapan yazarı okuyanlar da o yolculuğu tamamlayandır. Tamamlanmışlık yazar-okur birlikteliğiyle gerçekleşir.
 
Madde 525: Xavier De Montepin’i bilen kaldı mı? Belki edebiyatın tozlu raflarında bulunabilir adı. Xavier De Montepin’in “Alçıdan Kızlar” adlı şiir kitabı unutulmuş olsa da oradaki şiirler Baudelaire’in “Kötülük Çiçekleri”ne ilham vermiştir. Tabii Baudelaire’de zengin içeriklere dönüşmüştür.
 
Madde 526: Mevlana da kendinden önceki hikmet erenlerinden çok şey almıştır. Attâr, Nizami gibi günümüze ulaşan eserlerinde yer almış meseller sanki ilk kez Mevlana tarafından dillendirilmiş gibi algılanır. Tarih içinde özellikle Doğu’da dile gelenler üst üste binmiş ve son yazanınmış gibi bilinir olmuştur.
 
Madde 527: Kurt Vonnegut (1922-2007)’un ölmeden önce son tamamladığı kitabı “Ülkesiz Bir Adam”dır. Orada şöyle der: “İşte size bir yaratıcı yazarlık dersi. Birinci Kural; noktalı virgül kullanmayın. Noktalı virgüller, hiçbir şeyi temsil etmeyen hermafrodit taklitlerdir. Tek yaptıkları, üniversite gördüğünüzü göstermektir.” Kuşkusuz noktalı virgüller itici gelmiştir Vonnegut’a. Yazarı veya okuyucuyu yolculuğu tamamlamaya götürüyorsa varsın noktalı virgüller de olsun metinlerde!
 
Madde 528: Orijinal ismi Milione olan, Marco Polo’nun Venedik’ten Çin’e yaptığı gezi notlarından etkilenmiş bir dolu yazar vardır. Coleridge’nin bir şiiri, Kafka’nın “İmparator’un Haberi”,  Dino Buzzati’nin “Tatar Çölü” ve Italo Calvino’nun “Görünmez Kentler”i bunlardandır.
 
Madde 529: Görünmez Kentler’in en son paragrafında, Calvino, Polo’yu şöyle konuşturur:
              “…[C]ehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.”
 
Madde 530: Cehennem’in ortasında cehennem olmayan alanlardan biri de edebiyattır! Cehennem ateşinde yanmamak ve inadına cenneti var kılan etkinliklerin başında geldiğini iddia etmek yanlış olmayacaktır. En azından başka dünyaların olduğunu, kötülüklerin yerle yeksan edilebileceğini pekiştirici etmendir edebiyat. Elbette mutlak doğru diye de algılanmamalı!
LIV
Madde 531: Romanların ilk cümlesinin büyüsüne kapılanlardanım. Böylesi büyülü cümlelerle girizgâh yapan yazarlardan biri de Burhan Sönmez’dir. Sönmez, “Masumlar”a şöyle başlar: “Benim vatanım çocukluğumdu ve ben büyüdükçe uzaklaştım ondan, yaklaştıkça da o büyüdü içimde.”
 
Madde 532: Bu büyülü sözcüklerin yakıcılığını en çok biz, kuşatılmış karanlık mekanlardakiler hissederiz. Zira günler, aylar, yıllar tespih taneleri gibi çekildikçe o çocukluk günleri büyür içimizde…
 
Madde 533: Ernest Hemingway muhabir olarak katıldığı Lozan Konferansı’nda Mussolini’yi tanır. Hiç haz etmediği Mussolini’nin ipliğini pazara çıkaran ilk muhabirdir. Hemingway, Toronto Daily Star Gazetesi’ne yolladığı makalesinde onun hakkında şöyle yazmıştır: “Siyah gömlek giyip tozluk takan insanlarda bir terslik var.”
 
Madde 534: Yine Mussolini’nin poz vermek için eline aldığı kitabı merak ederek yanına gelir. Bir şekilde sözlük tuttuğunu görür, ama o sözlüğü ters tutmuştur. Haliyle bu durumu da tarihe not düşer.
 
Madde 535: Sonradan yazar olarak tanınacak Hemingway, yazmak üzerine şöyle der: “Yazmam gereken tek şey yeniden yazmaya başlayacağım o sabaha kadar sağlıklı kalmak ve zihnimi açık tutmaktı.” Yazmak için sabah, akşam veya gece vakti olması kişiden kişiye değişse de sağlıklı kalma ve insanın zihnini açık tutması elzemdir.
 
Madde 536: Prosper Mérimée’nin Carmen novellasını okuyan Georges Bizet kitaptan çok etkilenir. Eserden aldığı ilhamla Carmen Operası’nı besteler. O novellayı bestesiyle ölümsüzleştirmiştir Bizet.
 
Madde 537: James Joyce 1904 tarihinde iki bin sayfayı aşan Stephen Hero adlı otobiyografik çalışmasını yayınlatamayınca bunalıma girer. Neticesinde tek kopya olan eserini şömineye atar. O esnada odaya giren eşi Nora, 300 sayfalık bölümü yanmaktan kurtarır. 1916’da o kurtarılmış sayfalar üzerinde çalışan Joyce, Sanatçının Bir Genç Adam olarak Portresi’ni yayımlatır.
 
Madde 538: Yangından kurtarılamamış olan o 1700 sayfadan neler çıkardı acaba? Kül olan o sayfalardan neler çıkacağı hiç bilinmedi ne yazık ki…
 
Madde 539: III. Reich olarak adlandırılan Hitler faşizmi dönemine tanıklık etmiş Avusturyalı yazar Herbert W. Franke, yasaklanan kitaplardan hiç vazgeçmez. Franke anılarında, Kafka, Leo Perutz, Zweig, Gustav Meyrink gibi kitapları yakılan yazarların eserlerini gizlice alıp okuduğu bir kitapçıdan söz etmiştir.
 
Madde 540: Franke o kitapçının rejim karşıtı olarak gammazlanmaktan korktuğu için yasaklı kitapların yakılmasına katıldığını belirtmiştir. Ama kitapçı bunu zevahiri kurtarmak için yapıyordur. Hararetli biçimde o yakmalara katılan kitapçı, parçalanmak üzere olan eski kitapları, deforme olmuş yemek kitaplarını ve okul kitaplarını ateşe atarmış. Zweig, Kurt Tucholsky, Kafka, T. Mann, Freud ve nice yasaklı yazarın kitaplarını ise özenle saklamasını bilmiştir.
Devam Edecek
 
Ayhan KAVAK
Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishane C-1-18
Ereğli/KONYA
 
 
 

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...