Akman Gedik ağ günlüğü

1 Eylül Dünya Barışı için...

Akman Gedik kullanıcısının resmi

bunları bilmelisiniz çocuklar
yıl dokuz yüz otuz dokuz
dünya savaşa durdu
bir paranoyağın "üstün ırk" niyetine
her sokak
her şehir
her arazi
ve anlayacağınız üzre her yer
cesetlerle doluydu
ve insanlar geçiyordu
dönüp bakmadan
çığlıkları sönük kalıyordu insanların
silah seslerine
insanlar suskun
söz utangaçtı ağızlarda
beyninizin bir yerlerine
kazıyın çocuklar
insan tarafından insana yapılanları
unutmayın!
saçının rengi
gözünün rengi değişik diye

Kentin Tezenesi Kitabı Üzerine Birkaç Kelam

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Kendisine ATYG tarafından takdir belgesi verildi. Anladım ki Neşet Ertaş hakkında çok az şey biliyormuşum. Sunumundan istifade ettim. O buluşmada yazar dostlarımla birbirimize kitaplarımızı imzalayıp verdik. Diyarbakırlılar der ya, ''Birbirimize yaramızı sürdük,'' bizimkisi de birbirimizin gönlüne kitaplarımızı sürmek...

Hercai Konuşmalar

Akman Gedik kullanıcısının resmi

 Çığlık atmamak için kendini zor tuttu Limoniye. '' Bunu mutlaka Dehşet’e söylemeliyim!'' deyip yerinden kalktı, yatak odasına doğru ilerlerken bağırmaya başladı:
''Dehşeeet! Dehşet, kalksana ocağı batmayasıca! Konuşan Türkiye geliyor. Siyah beyaz devri bitti. Çok kanallı olacağız. Ev renklenecek Dehşet, duyuyor musun? Hele bir kalk da bak, neler oldu neler! ''

Biz Eşek Kesmeyiz Komutan Beg, Gönahtır!

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Nisan yağmurla değil operasyonla gelmişti. Varto Ovası baharı umutla değil, kâbusla karşılıyordu. Başlarında komutanları, jandarmalar evlerin kapısını dehşetle vuruyorlardı. Köylüler korkuyla kapıyı açıp eve davet ediyorlardı jandarmaları.
 
     ''Bir çay için, '' diyorlardı.
 
      Jandarmalar köy meydanına çağırıyorlardı onları.
 
      ''Mazeret yok, tez elden gelin,'' diye de özellikle vurguluyorlardı.
 

Bir Zamanlar Bizim Mahallede

Akman Gedik kullanıcısının resmi

1978’e kadar örgütlenilmedik alan bırakılmamıştı. Sözlerimiz “bilim”le başlıyor, “Ne bileyim?”le bitiyordu. Öğrendiğimiz çoğu sözün siyasal yanı tamamdı ama bu sözler ödünçtü. Toplumsal gerçeğin iç dinamikleriyle olgunlaşan çok az söz vardı dilimizde. Sözlerimiz alıntıydı, “Kes, yapıştır!” türdendi. Satrançtan dilimize bulaşan “Şah, mat!” çok yaygındı o günlerde. Birbirimize karşı ne çok kullanır olmuştuk! Düşlediğimiz gelecek için çok kararlıydık ama ya gereçlerimiz yetersizdi ya da biz uygun gereç bulamamıştık.

Benim Adım Sıpa

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Heybetullah‘ın aksine karısı Gülkibar etine dolgun, kalçaları ise birer araba tekerleğiydi. Bir beli vardı ki sormayın iki tane babayiğit el ele verse belini saramazdı. Değme bir pehlivanın belini andırıyordu. Belinin üzerinde de altını andıran, parlak tenekeden yapılma ucuz bir kemer olurdu çoğu zaman. Gülkibar yürüyünce yer gök zangırdardı yürüyüşünden. Ey insanlar seyreyleyin beni, yürüyorum derdi adeta.

Kendi Programına Hapsolmak

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Size Maria Golitou'yu anlatacağım. Hikâyesi bilinmeyenlerin hikâyesi bu. Ünlü biri değil, içimizden biri. Maria bir Yunan, iki kız kardeşi daha var. Biri Maria'nın ikizi. Maria, yirmi yıllık dostum. Öğretmen, hâlen çalışıyor. Yirmi yıl önce çocuklarıma özel ders vermişti. Anne ve babası, eski kuşak göçmenlerden; şimdi emekli ikisi de.
Son birkaç yıldır Maria ile karşılaşmamıştım. Geçenlerde çarşıda karşılaştık. Tanıyamadım onu. Maria gülerek bana doğru geldi. Saçları beyaza durmuş. Yüzünden hüzün akıyordu. Hâl hatırdan sonra, “Neler yapıyorsun başka?” dedim, gözleri doldu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - Akman Gedik ağ günlüğü beslemesine abone olun.