Elmali Boğaçalar
Ama poğaçaların hepsi ayrı telden çalıyordu. Sanki her bir poğaça başka birinin elinden çıkmıştı.
Ama poğaçaların hepsi ayrı telden çalıyordu. Sanki her bir poğaça başka birinin elinden çıkmıştı.
Masmavi göğün altında
Bitmeyen ölüm-kalım
Girdabında
İnançları uğruna
Mazlumları hırpalayıp
İnsanları
İnsanlığı katlediliyorlar
Karnı yırtık çığlıklar da
Bir volkan gibi
Dinmeyen acılar yalım yalım
Çoğaldıkça çoğalıyor
Artık
Mezopotamya toprakları cehennem gibi
O özlenen gülümsemeler çoktan tükendi
Gömüldüm hıçkırıklara
Haykırışlara
Senden kalan
Gökleri titreten çığlıklara
Nice acılar saplandı
Yüreğimin ta orta yerine
Müslümanlarca katledilen
Kundakta ki bebeklere
Kucakta ki çocuklara
Kadın, erkek
Genç, yaşlılara
Ne çok ağlıyorum tüm mazlumlara
Zalimlerin zulmüne uğrayan
Her ayrı inançtaki tüm insanlara
Kitaba adını veren Mendil Sen Kokuyordu öyküsü zaten bir harika. Diğer öyküler de birbirinden güzel ve akıcı... Yazarın dili çok sade. Okurken anlamak da hiç zorlanmıyorsunuz. Öykülerin konusu da çevremizde gördüğümüz, her gün yaşadığımız olaylar. Okurken hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Her konu var. Töre cinayetlerinden ve namus cinayetlerinden tutun da, aşk, sevgi, dostluk, hasret, özlem...
Necmettin Yalçınkaya sizi öyküye doyuruyor.
St. Gallen’den Friburg’a kadar 175 sayfa okudum. Kitap; roman desem değil, öykü desem o da değil. Rengârenk bir gül bahçesi…
Yeni Demokrasi, Komün, Ogni, Karadeniz Güneşi, Halkın Günlüğü gibi devrimci siyasi dergi ve gazeteler makaleler yazan Kırım, Komplo Tarlaları adındaki ilk kitabıyla da okuyucularıyla buluştu.
Ahmet Hulusi Kırım, sunuş yazısında kitabı şöyle anlatıyor:
Rêya şoreş yê zirav û dirêj e
Pergela paşverû yan pir qirêj e
Vê gavê Kobanê li ber gulan e
Dem pir tarî ye û dem bêtîrêj e
Agir û pêt e, kelîna dilan e
Li Kobanê de şer e û talan e
Bahoz û bager e, mij û moran e
Hilweşandinên gundan û malan e
Hawar û hawar gelan diqaji nin
Neyarên gel hemû se û tajî nin
Xwedêgiravî ew xas Misilman’in
Pir xedar zehf bêhiş û bêmêjî nin
Lêxin wan neyarên hov sist bikin
Berxwedanê ve jiyanê şên bikin
Roj ev roj e an mirin an mayîn e
Pêşketin û têkoşînê geş bikin
Sanıyorsun... Hep senden bahsederdik, o mahmur besteyi bitirdin mi? Bu arada seni ne kadar çok sevdiğimi şimdi anladım. Yalnızlık çok zormuş...
Kayboluyorum bu dünyadan. Hazin duygular beni titretiyor yalnız sokaklarında. Yine sensizliğime yanıyorum.
Diyorlar ki:
Sabahtı mahkemeye gitmem gerekiyordu, demir kapı açıldı. Maltaya çıktım dört sakalla yüz yüze geldim. Sakal dediğiniz aşağı doğru akar, onlarınki çeper gibi yanlara açılmıştı. Parlaktı. Gardiyanlar arasında “kapıaltı” dediğimiz yere doğru yürürken belki on kez dönüp baktım. Şaşırmıştım, hapishanede ne işi vardı bu dört sakallının, ne yapmışlardı?