“Van Muhaciri” “Mühtedi”nin Oğlu “Kemal Sadık”/Demir Küçükaydın
Hele “Türk” denilen kişi biraz sıra dışıysa, bir sanatçıysa, bir demokratsa vs. hiç şaşmaz.
Hele “Türk” denilen kişi biraz sıra dışıysa, bir sanatçıysa, bir demokratsa vs. hiç şaşmaz.
2. Görüşmenin yöntemi yanlıştır. (Görüşmeler, kapalı kapılar arkasında hasta, tutsak bir liderin üzerinden yürütülmektedir.)
3. Sürecin zamanı kötüdür. (Görüşmeler HDP'nin toplumun değişik kesimlerine güven verdiği, gelişmenin tavana vurduğu, yangının bacayı sardığı, AKP’nin sıkıştığı, HDP'nin ana muhalefet partisi olarak CHP'nin yerini almaya hazırlandığı bir sürece denk gelmiştir.)
4. Süreç, samimiyetsiz, dayatmacı, yaralayıcı, tek yanlıdır. (Hükümet, seçimlerden önce gerillanın çekilmesini, silahların susmasını dayatırken, hiçbir tavize yanaşmamıştır.
Köpek kardeş köyde sahibiyle birlikte, ona hizmette bulunarak yaşarmış. Efendisi ne verirse yer, malını-mülkünü ve de efendisinin kapısını Kurt’tan Kuş’tan korurmuş. Kurt ile köpeğin bu enteresan hikâyesini birçoğumuz biliriz. Anlayanların bu hikâyeden büyük dersler çıkaracağını, beni anlayacağını umut ediyorum. Bu manada hikâyeyi olduğu gibi anlatayım:
Bu meydan okuyuş, yürüyen merdivenlerin her an basamaklarını içine çekip de, birbirlerinin üzerinden yuvarlanacak olan korkunç bir kalabalığın ağırlığına dayanarak bir kaydırağa dönüşmemek adına devam ediyordu.
Hovsep HAYRANİ, Aşkın AYRANCIOĞLU, Deniz Faruk ZEREN, Adil OKAY, Emirali YAĞAN, Eda PINAR, Muzaffer ORUÇOĞLU, Sait ÇETİNOĞLU, Bayram DENİZ, Özgür ROJAT, tutsak devrimci Ali MÜKAN, Hakan YAVUZ, Nilüfer AKTAĞ, Tahir BOZKURT, Burcu YILDIZ, Hülya SOYŞEKERCİ, Harun BEYHAN, Kasım KOÇ, Yılmaz KOÇ, Hüseyin KARTAL, Sibel ÖZ, Ayşegül TÖZEREN, Tiyatro OYUN BANDI, Hasan Hayri ASLAN ve diğer yazarlar makale, şiir, öykü, karikatür ve röportajları ile yer alıyor. Danışma Kurulu ise Muzaffer ORUÇOĞLU, Ali ZÜLFİKAR, Deniz Faruk ZEREN ve Aşkın AYRANCIOĞLU tarafından oluşmaktadır.
Karyola sahnenin ortasına konuşlandırılmış, hemen yanında eski bir masa, üzerinde eski zamanların kalemi tüy kalem, birkaç kağıt, mürekkep, bir sandalye. Fonda bez parçalarıyla sıvanmış tahta duvarlar, yer yer aynalar ki kimi zaman bu aynada belirecek olan Genco Bey’in siması…
Yaşanan istisnaların tekrarlanmaması için, buna karşı çıkmak gerekmez mi? İnsani duygular nasıl da değişiyor. Bunlara karşı gelmem eski kafalılıksa bunu seve seve kabul ediyorum. Yıllar önce şimdilerin çocuk saydığı, 15-16 yaşlarımda, yaşlı bir insanın eniştesiyle evlenmek zorunda kalmasını ve yaşadığı acıları büyük bir ilgiyle dinlemiştim. O hikâyede çok etkilenmiştim. En ince ayrıntısı dahi hâlâ aklımda…
Geriye dönüp baktığımda çoğu zaman elimizde olmayan nedenlerden dolayı hayatımız şekillenmiş. Sizinle de tanışmak böyle bir vesileyle olmuştu.
diye mırıldana mırıldana acıdığı, destek vermeye çalıştığı bir avuç silahsız gerilla.
''Yok'' dedim, ''Sağ ol, sağ ol, benim var''
''Olsun sonra kullanırsın'' dedi titrek sesiyle.
''Peki'' dedim, ''Ver bir tane''
Uzattım parayı, sevindi. ''Mendil kalsın'' dedim, gücendi.
''Olmaz öyle şey, ben dilenci değilim''
''Peki'' dedim, ''Peki, kızma''
Aldım mendili elinden sordum: ''Adın ne senin?''
''Murat'' dedi, ''Murat ama arkadaşlar 'İnce', der zayıfım ya hani.''
''Annen, baban yok mu senin?''
''Bilmem, vardır herhalde. Hiç görmedim ki.''
''Peki nerede yaşıyorsun sen? '' dedim.