Ağ Günlükleri

Sırılsıklam Bir Âşık: Bedri Rahmi[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Fırının hası var, ekmeğin hası
Bahçenin hası var, insanın hası
Çeliğin hası var, insanın hası
Gel gör ki her şeyin hası çarşıda satılmaz.”[1]
 
Çarşıya ya da geleneksel önyargılara değil; hayata ve âşka inananlardandı Bedri Rahmi Eyüboğlu; “Âşkın hikâyesini,/ Durmaksızın feryat eden bülbüle değil,/ Sessiz sedasız can veren pervanelere sor,” Mevlânâ’nın dizelerindeki üzere…

Sahici Olmak[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

herkes gibi düşünmeyen
herhangi bir insan,
ortadan kaldırılma riskini
göze alıyor demektir.”[2]
 
Yeni bir Tiyatro Buluşması’nda buluşmasında daha bir araya geldik: Bu kez de aşktan, kavgadan, devrimden söz etmek için…
Aşktan, kavgadan, devrimden söz edelim de… Önce söze, hepsinin “olmazsa olmaz” önkoşulundan yani “sahici olmak”tan başlamak gerek!

Yaşlı Mor Balık ile Bulut/ Tamer Dursun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Ama hiç korkmadı. Denizine de yağmurunu da rüzgarına fırtınasına da sandalına, gemisine, ağına, oltasına da kafa tuttu. Ama öyle bir şey oldu ki, yaşlı mor balık bir buluta aşık oldu. Bulutun bu aşktan hiç haberi olmadı. Olsaydı da ne fayda! Bulut yaşlı mor balığa uzak, yaşlı mor balık buluta tutsak. Günlerce, gecelerce başını gökyüzünden ayırmadı bizim yaşlı mor balık. İlk defa onun için ağladı. Hatta kendi bile çok şaşırdı. Bilmezdi hiç balıkların da ağladıklarını. Arkadaşları sordular. O “Denizden,” dedi, “deniz beni hüzünlendirir hep. Ağlamam bu yüzden.”
 

Düşüncenin Gelişimi ve Toplumsal Körleşme

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Düşünce gelişimi söz konusuysa; toplumsal körelmenin olamayacağını ifade edecekler olabilir. Ancak dünya yüzündeki 8 milyar insanın düşünce niteliğini net olarak bilmesek de, mevcut yaşananlar körelme ve yozlaşmayı gösteriyor.
Örneğin insandaki doğal egonun tamamen ölüp süperegonun hakimiyet sağlaması. Bu duygu “Acıktığı zaman doymayacağını, doyduğunda acıkmayacağını düşünen” çertefilli insan ortaya çıkarmıştır.

Akıl Belası

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

1924 mübadelesinde Girit’e gelip yerleşmişler. Babam büyüyünce halama aşık olmuş. Hayatın cilvesi işte, ne diyeceksin. İki aile olmaz demiş. Babam, tırnak geçirememiş olmazlara. Aşkın dört yol kavşağında çakılıp kaldığından ve sevme açısı daraldığından olsa gerek, armadillo gibi kendi içine kapanmış önce; sonra açılmış birdenbire, halamı kaçırıp Atina’ya gitmiş. Orada gerçeği öğrenince, Yunanistan’ı terk etmeye karar vermiş, doğruca Fransa’ya gelmişler. Halam Lyon’a, Babam da Paris’e yerleşmiş.

İşçi Sınıfının “Bugün”ünde Sendika(lar)

Temel Demirer kullanıcısının resmi

I.1) ÇOCUK(LAR), KADIN(LAR)…

I.2) SINIF MÜCADELESİ VE DEVLET

II. AYRIM: SENDİKALAR VE İŞLEVİ

II.1) SENDİKAL ÖRGÜTLÜLÜK HÂLİ VE DURUM

II.2) DURUM VE GÖREV(LER)

III. AYRIM: UYARI(LAR) VE NE YAPMALI?

III.1) BİR KAÇ NOT DAHA

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)[*]

 

 

 

Havadır, Sudur, Ateştir Yani Hayattır Grup Yorum[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Türküleri; “Eşkıya dünyaya hükümdar olamaz,” diye haykıranların soyundanız biz…
“Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyen Pir Sultan’ın; “Ölen ölür kalan sağlar bizimdir,” haykırışıyla Dadaloğlu’nun, “Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır,” savaş narasıyla Köroğlu’nun…Viyana barikatlarının sesi Ludwig van Beethoven’in torunlarıyız…
“Sabahın sahibi var” diye haykıran Ruhi Su’nun çocuklarıyız…
Berlin İşçi Korosu’yla “Hayali gönlümde yadigar kalan”ı terennüm eden Sümeyra’nın kardeşleriyiz…

Sevgili Günlük

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Bugün damarımı bulamayan hemşireye kızmadım tabi. Önce sağ elimin üstünden kan almasını istemedim. Ne diyeyim? Korktum. Hemşire benim gibi acemiye benziyordu. O uzun iğneyi derideki etimi yırtıp sonuna kadar sokması içimde tarifsiz korkular yaratsa da sesimin çıkmaması için beynimi meşgul etmeye çalıştım. Nedense bir damla kan bile alamadı. Hemşire her ne kadar sakinmiş gibi davransa da gözlerindeki tedirginliği görüyordum. Bu beni daha da bunaltıp yüreğimi sıkıştırıyordu. Bir daha denemesine izin vermedim. Bu işi doğru düzgün yapamıyorsa sorun değildi.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.