ANAMIN YURDU
ANAMIN YURDU
onca yük varmış sırtımda meğer
anamın yurdunu sahipsiz koymuşum
ruhum mengenede sıkılı imiş
karışabilseydim toprağına
kurtulur muydum bu mengeneden.
ANAMIN YURDU
onca yük varmış sırtımda meğer
anamın yurdunu sahipsiz koymuşum
ruhum mengenede sıkılı imiş
karışabilseydim toprağına
kurtulur muydum bu mengeneden.
UNUTMAK İHANETTİR
Bırakalım hanı, köşkü, sarayı
Defedelim halkı saran belayı
Cennet, cehnem boş laflardan ibaret
Gül- gülüstan edelim tüm dunyayı
Gezelim Muş’u, Sivas’ı, Konya’yı
Dere, tepe, dağ, taş, yayla ovayı
Laleş’ı, Mekke’yı güzel Efes’i
Kudüs’ü , Kerbela’yı şu dünyayı
Reddetmeyelim ırkları, dilleri
Bireye bırakalım tüm dinleri
Sevelim çiğdemi, gülü, nergisi
Arap, Türk, Kürt,Çerkez,Ermenileri
Uzak, yakın demedim kalktım geldim
Sana yüreğimi mekân eyledim
Nicedir güneş doğdu, kuşluk oldu
Çömeldim yollara seni bekledim
Ak tenlim aşkımız henüz yepyeni
Karakaşlı yâr hayli görestim seni
Kelebekler, kuşlar güllere kondu
Yokluğun eritti, tüketti beni
Hilal bakışlım kurban olam sana
Hiç afra, tafra etme sarıl bana
Etme , eyleme üzme, kırma beni
Ne olur insaf et acı şu cana
Dünya yine malum boğazlaşmasını sürdürüyor. İnsan, bahtına düşmüş dünyanın, ama dünya bahtsız. Dünya kaynıyor, dünya kanıyor. Bu boğazlaşmaları durmaksızın çözümlemek, buna yazı yetiştirmek sabır işi. Şu anda bundan söz etmeyeceğim. Uğraşılarımdan birini, resim maceramı, daha doğrusu nasıl resim yaptığımı anlatmaya çalışacağım.
Te çima min waha kir
Hişê min jî belav kir
Jiyana min xera kir
Xema dilê min kûr kir
Tu wek şivekî zextî
Çima wusa bêbextî
Te janek xist dilê min
Mina êşa bêwextî
Min te re got gula min
Xwe berde nav dilê min
Te pişta xwe min de kir
Şewat xist nav canê min
Min tu car te bîr nekir
Dilê xwe bo te vekir
Ketim rêyan lez hatim
Te çima min şa nekir
Delala min nû hatim
Gelo çima bêbxtim
Tu dûrketî qeherîm
Piranî berxwe ketim
İki katlı bir evimiz var, babam bıkmadan usanmadan o evin çatısıyla uğraşıyor, işi zor oraya da bir şeyler ekiyor. Sonra bir gün bahçeye, çatıya domates, biber değil kalın poşetlere sarılmış kitaplar ektiklerini görüyorum. Kitap büyür mü hiç? Okunduğunda okuyanı büyütür ama dikilen kitap bir ağaç gibi meyve vererek büyüyebilir mi? Babamınki beyhude bir çaba gibi geliyor bana, sonucu bekleyip görmeye karar veriyorum.
Çok eskimiş olan gramofondan Müzeyyen Senar şarkıları duyulurdu. Masa hazır olduğu zaman içeriye seslenir, içeriden bütün heybeti ile Cemal abi çıkagelir ve yerine otururdu. Âdetiydi önce eşi yerine geçip kurulacaktı. Kendisi sonra oturur ve sandalyesini iyice Cemal abinin dibine yanaştırırdı. Daha önceden masaya yerleştirdiği rakı bardaklarını doldururken gözlerini sevdiği adamdan ayırmaz, onu hayranlıkla izlerdi.
Teoriye ve pratiğe yönelik, ikiz bir ilgiye sahipti. Varlığının ya da bilgi dağarcığının yerinde sürekli bir bilgi boşluğunu duyumsuyormuşçasına okuyordu. Devlet tarafından "oku" diye dayatılan ders kitaplarının dışında tüm kitaplara ilgi duyuyordu. Okuduğu bir şiiri, bir makaleyi veya kitabı çevresiyle tartışmayı seviyordu.