Hayvan İle İnsanın Birbirinden Ayrılışı -2-
Buna sınır konulmazsa şayet, Koronovirüs gibi daha bilemeyeceğimiz birçok hastalık insanlığın sonunu getirecektir.
Buna sınır konulmazsa şayet, Koronovirüs gibi daha bilemeyeceğimiz birçok hastalık insanlığın sonunu getirecektir.
Hayalimde okumak, öğrenmek, kabuğumdan çıkmak, dünyayı görmek, tanımak, farklılıkları yaşamak var. Kimsenin görmediğini görmek, duymadığını duymak, bilmediğini bilmek isteyen bir yapı içerisindeyim.
Kabuklarımdan çıkmak, tabuları silmek isteyen birisiyim.
Naim KÜÇÜKKAYA
H-TİPİ KAPALI HAPİSHANE GAZİANTEP
RAKKA'DA AŞK
Öğlen geç vakte kadar yatıyor, öğleden sonra da nazının geçtiği birkaç esnaf dostunun yanına yardım etmeye gidiyordu. Gündeliğini alınca da doğruca eve... Genç yaşına rağmen hayat gerçeği kara bir bulut gibi çökmüştü üzerine.
İnsandaki Negatif Elektron Yüklü Güdüsel Ego: Her zaman ilk önce harekete geçme özelliğine sahip, tehlikeli bir düşünce biçimidir. İnsanın bu yapısı, herhangi bir eğitime gerek kalmadan kendiliğinden hızlı ve hareketli olması, hayvani özünü tanımlar.
Onu sen tamamla!”[1]
“Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur,” derdi; Yaşar Kemal, “Bozkırın tezenesi” diye betimledi Onu.
Bozlakları ile ünlüydü; Kırşehirli bir ozandı; bir ekoldü. “Evvelim sen oldun ahirim sensin,” diye haykırmıştı; ‘Zahide’siyle maruftu.
Bu bakımdan kutsallıklar üzerinden siyaset yapanlar ile, insanlığa değer veren herkes, değerlerine ihanet etmeden asla siyasal vb. özel amaçlarına ulaşamazlar
büyük görünmek değil,
gerçekten büyük olmak.”[1]
“Asıl müzik, gerçeğin kendisidir,” der ve “Yanlış bir notaya basmak önemsizdir ancak bir parçayı duygusuz çalmak affedilemez,” diye ekler Ludwig van Beethoven…
O; klasik müziğin dehasıydı; başlı başına bir âlemdi; IX. Senfoni’yi besteleyip, coşkulu bir şekilde kitlelere hitap eden müzik dehasıydı ve bestelediğinde tamamen sağırdı…
Bana derin derin
nefes aldıran bir şey.”[2]
Sevdiklerinize, yoldaşlarınıza dair yazmak, her şeyden zordur. Her satırda, “Abarttık mı?” Ya da “Eksik mi kaldı?” ikileminin burgusuna sıkışıp kalırsınız…
Onlara dair kaleme alacaklarımız; elbette tarafsız olamaz; inkâra hacet yok: Taraflıdır elbette!
Çünkü biz de “Yeni(lmeyen) Kapı”lılardanız; Onlarla aynı cephede saf bağlamaktan onur duyarak; dünyaya, geleceğine umutla, gurururla bakanlardanız…
Yoksa niye yasalara ve dine ihtiyaç duysun ki?