Babama
Uzaklara gitsen de
kokun hala yanımda
Ciğerlerime dolan ilk nefeste
aldım o fesleğen kokusunu.
Fesleğen nasıl da sen di...
Kendi halinde sevecen
*
Uzaklara gitsen de
kokun hala yanımda
Ciğerlerime dolan ilk nefeste
aldım o fesleğen kokusunu.
Fesleğen nasıl da sen di...
Kendi halinde sevecen
*
Yine ayrı düşmüştü gece
Gümüş saçlı Ay kızdan
Öksüz-boynu bükük, suskundu
*
Oysa geceye meftundu bütün yıldızlar
Yağıyorlardı ışıl ışıl , gecenin simsiyah saçlarına
Edalı bir yıldız dayanamadı, göz kırptı suskun geceye
Nazlı nazlı kaydı , bir uçtan bir uca...
Yüz vermedi gece , ışımadı yüzü
*
Bir yaz rüzgarı bir ıslık tutturdu
‘Aşk eski bir yalan...!’
Karıştırdı gecenin saçlarını ,sevecen...
Dağılmadı gecenin matemi, almadı rüzgarın selamını
Durur mu rüzgar , esip de geçip gitti...
*
Bu gün de şiir olsun babam Süleyman Okay'dan olsun.
Ve hapishanede çekilmiş bir fotoğraf ile karanlığa inat umut olsun.
Not: fotoğraf kurgu, fotomontaj değildir. Bir filmden alıntı değildir. Gerçek yaşamdan enstantanedir. Politik tutsak Zeynep Avcı'nın yan hücre arkadaşıyla elele çekilip bana yolladığı bir karedir. Arşivimdeki fotoğrafın altına şu not düşülmüştür. "Yan hücrede olan dava arkadaşımla görüşmem yasak. Ayna ile görüyoruz birbirimizi. Ve sarılıp hasret gideremeyince böyle dokunuyoruz birbirimize..."
ve Zeynep Avcı'nın mektubundan bir bölüm:
Dəyər verən yoxdur şeirlərimə,
Yazmağın daşını atımmı indi?
Xəyanət edimmi sevdiklərimə?
Çirkaba, günaha batımmı indi?
Hörmətlə yanaşın fikirlərimə,
Nifrətimdən ocaq çatımmı indi?
Özünüzü qoyun mənim yerimə,
Halalıma haram qatımmı indi?
Daha inanmıram gördüklərimə,
Dostumu düşmənə satımmı indi?
Sadiq qalacağam hər vaxt şirimə,
Tülkü kölgəsində yatımmı indi?
Ninesi anlattı çocuğa
o acıklı efsaneyi.
"Onlar iki kız kardeşlermiş,
bir gün anneleri evde yokken,
yağ dökmüşler.
Korkan iki kardeş
kumru olup uçmuşlar...
o günden beri hep ağıt yakarlar"
Çocuk sordu ninesine;
"Hiç yağ döktük diye
korkulur mu? "
Ninesi bir iç çekti.
"Yokluk vardı o zamanlar,
altın değerindeydi yağ da,tuz da.
Korkmuşlar işte" dedi.
Çocuk o günden sonra
kumruları daha çok sevdi.
Söz verdi kendine.
Büyüyünce
hep sevgiyi anlatacaktı
BEN BÖYLEYİM İŞTE:
Empati kurmak benim işim...
Ayrılmış sevgililerin yerine koyup kendimi,
Kara sevda şiirleri yazanım...
Evlat hasreti çeken anneye merhamet,
Evlat acısı çekenlere ağıtlar yakanım...
Öksüz ve yetim için,
Kendi derdimi unutup, hüzünlerini yazanım..
Yoksulun isyanı, hastanın morali olanım...
Ağrı’da çoban, Trakya’da Roman için,
Dertleriyle dertlenip,
Sevinçleriyle mutlu olanım...
Güzelliklerden payıma düşen;
Parlayan güneşe,
Işıldayan Ay’a, yıldızlara,
Yağmurun bereketine,
Mənim sənlə barışmağa
Ehtiyacım yoxdur, Adam.
Mövzu axtar danışmağa,
Ətrafında çoxdur, Adam.
Ömür axan çay kimidir,
Təb Tanrıdan pay kimidir.
Bu qələmim yay kimidir,
Cümlələrim oxdur, Adam.
Söz altından çıxar hər iş,
Yüksələnlər edər eniş.
Əlim açıq, qəlbim geniş,
Gözlərimsə, toxdur, Adam.
Elleri apak bir nilüferdi.
Biraz telaşlı,çokça utangaçtı.
Ela gözlerinde misafirdi hep umut.
*
Kadın uçmayı öğrenen bir kuştu /acemi.
Yaşamsa yutmaya hazır bir ateş.
Kadın önce kanatlarını kaptırdı ateşe/yandı canı....
Unuttu gökyüzünü,unuttu uçmayı...
*
Durur mu yutmaya alışmış ateş?
Uzandı kadının parmaklarına.
Kadın can havliyle çekti ellerini.
Kova kova su serpti harlı ateşlere /kaptırmadı ellerini.
*
Unuttu kadın kırılganlığı.
Unuttu elleri ak nilüferleri.
"(...)
Susmamız oturmamız
ve evet dememiz istendi bizden.
Kiminle nasıl sevişeceğimize
Kaç çocuk yapacağımıza
Nasıl giyinip nasıl konuşacağımıza
Dilimize inancımıza cinsel kimliğimize
evet’çi çeteler karar verdi bu güne kadar
Ses çıkarınca kırk katır
Hayır deyince kırk satır
Olacak kaderiniz dediler
Ama gün oldu
devran döndü
biz de uyandık
“Kadınlar vardır
kadınlar her yerde” diyerek
Baş kaldırdık.
Sonunda hayır dedik.
Hayır
Hayır