
Bize hediye edilmiş bu hayatı hep beraber yaşarken yaptığımız bazı seçimler bize mutluluk verirken bazı seçimlerimizden ötürü kıyasıya pişman oluyoruz.
“Bugünkü aklım olsaydı asla yapmazdım!” dediğimiz onca şey yaşıyoruz hayatta.
“Birileri çıksaydı da yanlış yaptığımı bana söyleseydi, beni durdursaydı!” diyerek iç geçiriyoruz bazen.
Yetmemiş gibi bir de etrafımızdaki insanları suçluyoruz. “Niye bizi durdurmadılar ki? Niye yanlış yapmamıza izin verdiler?” diyerek. Ama gerçekten de durdurmadılar mı yoksa biz mi durmak istemedik, onu hiç düşündük mü? Bunu da anlamış değilim!
Hazır olmayan hatayı görmüyor, göremiyor. Görmesini engelleyen o kadar çok kör nokta var ki insan yanlışı bazen bilse de göz göre göre yapabiliyor. Zaten hata olduğunu kabul etmiyor ki!
İşkolik bir babaya “Kızınızın sizin ayırdığınız zamana ekmekten daha çok ihtiyacı var,” dediğimde ve bunu anlatmaya çalıştığımda çok azı buna gerçekten inanıyor. Bir insanı durdurabilecek olan tek şey yine kendisidir zira.
Bir insanın seçimlerine etki edecek olan şey yine kendisidir. Hiçbir şey insanın kendisinin önüne geçerek zorla mutluluk ya da mutsuzluk yaşatabilecek güçte değildir.
En büyük pişmanlığımız, bir ömrü insanları suçlayarak geçirdiğimizde olacak kanımca.
Davranışlarımızı diğerlerinin beklentilerine göre ayarlamaya çalışarak yaşadığımız, kendimiz olmadığımız, fırsatımızla barışamadığımız, bizi bu dünyaya gönderenin bizden beklediği gibi (ki bu kendimiz olmaktır kesinlikle) olamadığımız için kıyasıya pişman olacağız.
Cesaretle kendi seçimlerimizin arkasında duramadığımız için diğerlerini suçlayarak, onların beklentilerine kendi gerçekliğimizi uydurmaya çalışarak yaşadığımız için…
Gece gündüz çalıştığımız için çalışmanın amacını unutup çalışmayı amaç sandığımız için…
Zannettiğimiz kadar paraya gerçekten ihtiyacımız var mı acaba? Çok paraya ihtiyacımız var zannedip durmadan biriktirdiğimiz ve niçin biriktirdiğimizi unuttuğumuz için…
Paranın peşinde koşarken unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz ailemizle geçirebileceğimiz zamanları bir daha asla geçiremeyeceğimiz için…
Çocuklarının büyüdüğünü göremeyen babalar olarak... Ofislerde sağılan sütleri bebeklerine verebilecekken veremeyen anneler olarak…
Sevdiğimiz adama veya kadına arkadaşlarımıza ya da dostlarımıza gerçekten onları sevdiğimizi söyleyemediğimiz duygumuzu içimize attığımız için….
Annemize, babamıza, eşimize “Seni seviyorum!” diyemediğimiz için...
Gerçek arkadaşlarımızı unuttuğumuz, çok meşgul hayatlarımızda onlara yer açmadığımız için onlarla bağlantılarımızı kestiğimiz için…
Ve daha pek çok şey için pişman olabiliriz, üzülebiliriz…
Mutsuzluktan şikâyet ederek yaşarken pişman olacağımız ve bir dahası olmayan o kadar çok şey biriktiriyoruz ki arkamızda daha da mutsuz olacağız sonrasında.
Mutluluk bir seçimdir hem de çok önemli bir seçimdir. Ve fark ettiğimiz yerde bize gelir. Bencilliğimizin karanlığında değil… Pişmanlıklarımızın gölgesinde hiç değil…
Mutluluk her şeye hakkını verdiğimizde, zamanı geçmeden fark ettiklerimizle yaşamımıza yön verdiğimizde içinde olacağımız bir şeydir. Peşinde koşarak yakalamaya çalışacağımız bir şey değildir.
Kendi küçük hayatlarımızda kendi zanlarımızın oluşturduğu korkularla davranmaktan çıkarsak ya da bizi çıkarmak için durmaksızın söyleyenlere kalbimizin kulağını kabartırsak belki de çok geç olmadan her şey daha farklı olabilir... diyorum.
Tekrarlıyorum çok geç olmadan her şey daha farklı olabilir!
Gününüz mutlu, umutlarımız, hayallerimiz renkli olsun değerli dostlarım.
Yarın güzel bir hafta sonu olacak sağlıklı ve mutlu günlere...
Ali Cemal Türkmen
Yorumlar
Değerli yazarım aynı beni ve
Değerli yazarım aynı beni ve bizleri yazmışsın. Zamanı geri saracak bir formül olmasa da bu yazın meselem olacak karanlık labirentlerinde hayatın.
Malesef ki yazdığın gibi....
Malesef ki yazdığın gibi.... Yüreğine sağlik
Öncelikle köşemde yazımı
Öncelikle köşemde yazımı okuduğun ve yorum yaptığın için çok teşekkür ederim.
Senin de yazdığın gibi aslında çok da farklı kişiler değiliz. Ya da benzerler birbirlerini çekiyor diyelim.
Görüşmek dileğiyle.
Sevgi ile kal.
Sevgili Çınar her zaman ki
Sevgili Çınar her zamanki gibi çok zarifsin. İyi ki varsın. Çok teşekkür ederim.
Görüşmek dileğiyle.
Sevgi ile kalın.