DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI LIII - LIV
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LIII - LIV
Madde 521: Sartre, “Edebiyat Nedir?” eserinden:
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LIII - LIV
Madde 521: Sartre, “Edebiyat Nedir?” eserinden:
büyük eksiklikler ve yanlışların olduğu bir gerçek. Bu eksiklik ve yanlışların en önemlilerinden birisi; Osmanlı Anadolu’da yaşayan halkları kendi dil, kültür değerlerinden uzak, Arap İslam Devşirmeciliğine mecbur etmesi neticesinde, tamamen okur yazarsız cahiller sürüsü oluşturmuştu. Çünkü tüm kültürlerin anası olan anadil ve bu dille yaratılan kültür değerlerden uzak yaşamış insanları, yeniden anadile dayanan kültürler arasında federal veya demokratik yapıyı kabul edecek noktada buluşturmak, görünenden daha zor bir durumdu.
Samimi, hümanist ve enternasyonal kişiler, sol vb. düşüncelerde de mevcut olup istisnayı oluşturmaları yüzünden, değişim ve dönüşüme kayda değer etkileri olmamıştır. Bu yüzden benzer konuları ele almadaki esas amaç, şimdiye kadar sorgulayamadığımız birçok kavram ve alışagelmiş düşüncelerin sorgulanmasını sağlamaktır. Herkes doğruluktan, demokrasiden, insanlıktan yana olduğunu ifade ettiği halde, bir ilerleme, değişim yoksa, bu birey ve toplulukların kendilerini geliştirmediği içindir. Kendisini kültürel ve ahlaki olarak geliştirmemiş birey, toplumlarda asla ilerleme görülmez, görülmedi de.
Herkese ayrı ayrı hesap veren biri, özgürlükten bahsedemez. Bir geminin bir kaptanı olur.
Zorla güzellik olmaz. Kimse kimseyi zorla elinde tutamaz. Kimse kimseyi kendisiyle birlikte olmaya, beraber çalışmaya, üretmeye zorlayamaz. Güvenle tutulur, sevgiyle gönlünden bağlanır. Öyle güçlü bir bağla bağlanır ki ucunda ölüm bile olsa koparamazlar. Güven ve Sevgi, yeryüzündeki en sağlam bağdır. Çelik halatlardan, prangalardan daha güçlüdür.
Uzun sanat kervanımızda birçok değerli sanatçı dostumuzla olduğu gibi, sevgili Edip Akbayram ile de birçok sanatsal anımız, renkli dostluklarımız, silinmez anılarımız oldu.
Sevgili Edip ile Bizi biz yapan ortak yönlerimizden biri de birçok engelle mücadele etmemizin yanı sıra; bedensel engellere maruz kalmamız!
Toplumcu sanatı salt sözde değil, özde yaşatmağa çalışanlar egemen, geri güçlerin yanı sıra; sözde muhalif- ileri görünenlerin de çeşitli manevralarına maruz kalır, engellere takılırlar.
mutluluğa değil, direnmeyedir!”[1]
Bertolt Brecht Temmuz 1937’de Madrid’deki konuşmasında, “Kültür halkın kolektif üretiminin ayrılmaz parçası ise; halkı ekmekten mahrum bırakan şiddet ile şiirden mahrum bırakan şiddetin aynı olması”na[2] dikkat çekerken; “Bu dünyada her daim hiçbir şeyi olmayanların yanında olacağım,” diye haykıran Federico García Lorca’nın faşistlerce katledildiğini anımsamayan var mı?
Yalvarırım gülmeyi öğrenin.”[1]
Sanatın gücü müthiş bir şeydir. Tam da bunun için muktedirler sanattan korkar, kontrolleri altına alıp, sanatı sanat olmaktan çıkartarak, iktidar sofrasındaki mezeye dönüştürürler. Bu koşullarda “Reyting mi önemli sanat mı?”[2] diye soruyor Prof. Dr. Üstün Dökmen.
Özdemir Asaf’ın, “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler,” dizelerindeki üzere yerkürenin dört bir yanında kapitalizmin kirlettiklerinin listesinde sanat ilk sıralarda yer alıyor.
Ayşe Kaygusuz Şimşek: “Çocukluğumuz ‘mayalandığımız dönemdir’ sonradan aldıklarımızı onun üstüne koyarak bir kişiliğimiz oluşur. Ben Veli Bayrak’ın çocukluğunu merak ediyorum.”
60-65 yaşlarında, orta boylu, tıraşlı, temiz giyimli ve pazarcıyla düzgün konuşması ile dikkatimi çekti.
Tezgâhtaki meyveleri özenle seçerek poşete yerleştirmesinden onun ince ruhlu, hassas bir yapıya sahip olduğunu düşündüm.
Daha önce mahallemizde hiç görmediğim bu adama karşı bir yakınlık hissi oluştu içimde. Görünüşü, yürüyüşü geçen yıl kaybettiğim dayıma çok benziyordu. Sanki dayımın ikiziydi.
Komşulardan birine misafir mi gelmişti, hoş misafir olsa pazarda ne işi vardı?