izmir

Gel de İzmir olalım

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Yanımda sen
Bakmalıydık surlardan
Mavisine denizin
Şöyle bir süzülmeliydik gönlümüze
Bir martı sessizliğinde
Avımız balık değil
Mutluluk…
Birlikte kulaç atmalıydık
Sevgi denizimize…
Asılı kalsın düşlerimiz
Bir akasya dalına
Ayak izlerimiz buluşsun istiyorum
Şirinyer kaldırımlarında…
Bu gece
Bir çocuk gibi
İçlenip içlenip ağlamak istiyorum
Senin yokluğuna…
Mendillerden bentler yapmaktan yoruldum artık
Gözyaşlarıma…
Yüzümden çıkarıp atmak istiyorum
Üzüntü maskesini

Şiir Üstüne-5

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Şiirin düztabanı ilk dizede, topalı ikinci dizede tökezler; körünün elinden tutmazsan yola çıkmaz, çıkanı da yarı yolda bırakır. Kırık dökük dizeler kazaya neden olur, çalıp çırpmalar belaya.
Şiir bir yolculuk işidir, bir ömrün yolculuğudur; şairle birlikte okur da yol alır şiirin ovasında, dağlarında. Kimi yeşillikten yanadır kimi gözyaşından. Sonuçta herkesin şiiri kendi emzirdiği çocuğudur.

Dersîm Katliamı’nda bir Ermeni aile

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Dersîmli Kızılbaş Kürtler ise kardeşlerine karışmamış ve onları himaye etmeye çalışmışlardır. İç içe geçmişler ve dilleri bile birbirine karışmıştır. Büyük kıyımdan sonra Dersîm’de birkaç aile kalır. Yarıdan yarıya olan nüfusları bir anda küçük bir azınlığa dönüşür. Azınlık olmaksa her yerde horlanmaktı. Bazı haksızlıklara maruz kalmaktı.

Hozat’ın Zımek köyünde, askerler köyde yaşayanları toplayarak dört-beş kilometre uzağa götürür ve makineli tüfeklerle tararlar. Sarkis’in babası önceden kaçmıştır. İlk öldürülen ise köydeki muhbir oluyor.

Bir Delinin Hatıra Defteri ( Genco Erkal)/ Hilal Üçer

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Karyola sahnenin ortasına konuşlandırılmış, hemen yanında eski bir masa, üzerinde eski zamanların kalemi tüy kalem, birkaç kağıt, mürekkep, bir sandalye. Fonda bez parçalarıyla sıvanmış tahta duvarlar, yer yer aynalar ki kimi zaman bu aynada belirecek olan Genco Bey’in siması…

Sen kokan İzmir kokan

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

karanlık çöker omuzlarıma
yalnızlaşırım
bir yanım can çekişir
seni düşünmeye kalksam
bir yanımda
yeni bir yaşam filizlenir
karanfil kokar yüreğim…
gözlerin gelir usuma
dağıtır karanlığın perdesini
defeder benden
tüm dünya üzüntülerini
sesin gelir çok uzaklardan
alır götürür beni benden
ben sen olurum
rüzgar olurum
yel olurum
yeni yüreklere sevdalar açarım
yağmur yüklü bulut olurum
yine de boşaltamam
içerimin yüklerini
saçların gelir usuma

HİSAR KALESİNDE BİR KADIN

Rauf Akar kullanıcısının resmi

 Arka tarafta ise tüm görkemiyle Bozdağ görülüyordu. Dağın hemen arkasında Bozdağ kasabası vardı. Bu kasabanın yakınlarında ise Birgi denilen tarihi kasaba yer alıyordu.   Bu dağın zirvesinde eskiden kar hiç eksik olmazdı. Ama bugünlerde ne kar ne de karın k’sı vardı.  Kaleden aşağılara bakılınca tarlaların kenarına yapılmış tek tük evlerle birlikte,  köyleri de görebilirsiniz.
Arabamı köy kahvesinin önüne park ettim. Başımı camdan  uzatıp, kahvenin önünde oturan yaşlı birine:
“Kaleye nasıl gidebilirim?” diye sordum.

Kürt Kemal

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

Bütün çocukluğum ve gençliğim kavgalarımızla geçmişti. Bitmeyen öfkesi vardı; her şeye bağırır, kırar dökerdi. En çok anlayamadığım da ufacık bir olay karşısında o dev gibi adam bir çocuk gibi ağlardı. Oturup karşılıklı hiç konuşamazdık. Birazdan konuşmalarımız kavgaya döner, ben onun beni anlamadığından dert yanardım, o benim asiliğime kızardı. Yedi kardeştik, yoksul, perişan gençliğini İzmir limanlarında hamallıkla bitirmişti. Okuması ve yazması olmadığı için başka bir şey becerememişti doğrusu bu ya.

Behiye...

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Garsona el etti. Soğuk bir şeyler getirmesini rica etti. İçti. Üstüne çay ısmarladı. Çayını yudumlarken martılara takıldı gözleri. Suyun üzerinde neşe içinde birbirleriyle konuşuyorlardı sanki. Güneş umurlarında bile değildi. Gözleri bu kez kafeteryadaki masalara takıldı. Birden gördükleri karşısında donup kaldı. “Olamaz, bu benim tanıdığım Behiye olamaz!” dedi. Dikkatle bakınca yanında oturan Kadir’i sol yanağındaki beninden tanıdı. Değişmemişti hiç. Ama o eski tanıdığı Behiye’den eser kalmamıştı. Kalkıp masasına gitmek için çayının bitmesini bekledi.

Pembeden Başka Renkler

Oya Uslu kullanıcısının resmi

İzmir'de dar gelirli, bol sevgili kalabalık bir ailede büyüyen bir genç kızın ailesini, yakın çevresini, kentini, ülkesini anlamaya çalışmasını keyifle okuyacaksınız. Genç kızın sadece gezmek, eğlenmek ve filmlerdeki gibi büyük bir aşk yaşamak için kurduğu pembe düşlerinin arasına yaşamın gerçekleriyle boyanmış yeni renkler katılıyor. Farkındalığı, geliştikçe doğayı, insanları, sistemleri daha iyi anlıyor. Bir yanda diskotekler, moda danslar ve şarkılar; diğer yanda işçiler, Romanlar, Levantenler, Yahudiler, göçmenler, yoksul insanlar, kabadayılar, genelev kadınları, siyasetçiler...

izmir beslemesine abone olun.